MTMD Dergi | Sayı: 1 | Ocak-Şubat-Mart'2018

Sektörümüz son zamanlarda büyük çok büyük boyutlara ulaştı. İnşaat eskiden de bu ülkenin lokomotif sektörlerinden biriydi, şu anda da aynı özelliğini önemini artırarak korumakta. Ancak maalesef sek- törümüz ciddi sıkıntılar yaşamakta olup, önemli değişimlere açık bir duruma gelmiş bulunmakta. Bu sıkıntılarla ilgili çözüm yollarını hep birlikte aramak durumundayız. sistemlerin nasıl çözüleceğini, nasıl yapılacağını bulabilecek kaynaklara sahip. Bu olanak yeterince iyi değer- lendiriliyor mu? Gelişim açısından firmaların bilgiye kolay ulaşabilir olmasının, firmanın güç kazanmasına katkı sağlayıp sağlamadığını araş- tırmak gerektiğini düşünüyorum. Bilgiye kolay ulaşımın firmaları pozitif etkilediği görülüyor. İş gücü ve yönetim kadrosu açısından ise ne yazık ki negatif bir durum söz konusu. Ülkemizdeki eğitim sistem- lerinin ve ara eleman kaynaklarının kalitesizleşmesi, maalesef her disip- linde olduğu gibi sektörümüzü de etkiledi. Sektörümüzde de eleman kalitesi düşük seviyelerde. Nicelik açısından artış var, ancak nitelik açısından bir düşüş söz konusu. Ürün kalitesi ve çeşitliliği konu- sunda ise sektörümüzdeki üretici arkadaşlarımızın hakkını yememek lazım. Hem ürün kalitesi hem de çeşitliliği geçmiş yıllara oranla muazzam oranda artış gösterdi. Finans gücü açısından o yılların firmalarıyla günümüz firmalarını kıyasladığımız zaman, o yılların firmalarının lehine çok büyük bir denge bozukluğu söz konusu. Mekanik taahhüt firmalarında nicel bir artış, nitel bir düşüş söz konusu Ben 70’li yılların başından beri ik- limlendirme sektörünün içindeyim. O yıllarda genel olarak hem tasarımı yapan, hem de uygulayan firmalarda çalıştım. Yetmişli yılların ikinci yarısın- da kendi firmamızı kurduk. Meslekte yaklaşık 50 yıllık bir tecrübeye sahi- bim ve sektörün gelişimine bizzat tanıklık ettim. 60’lı, 70’li, 80’li yılların ve günümüzün firmalarına baktığınız zaman arada çok ciddi farklılıklar görüyorsunuz. Birkaç örnek vermek isterim, 70’li yıllarda benim de çalıştığım Alarko, mekanik tesisat uy- gulaması yapan bir şirketti. O yıllarda Sungurlar, Selnikel, Tokar gibi dev firmalar vardı ve piyasada bu firmalar yarışırdı. Bu firmalardan herhangi biri bugünün şartlarına taşınsa, mevcut firmalar arasında “dev bir firma” olarak yerini alır. Piyasa büyüdükçe firmaların sayısında da artış oldu. Ancak geçmiştekilerin aksine, birbiri ardına kurulan bu firmaların yapı- ları ve güçleri çok kısıtlı kaldı. Pazar büyüdü, firmalar arttı ancak tabiri caizse firmalar ufalanır hale dönüştü. Temel girdilerimize baktığımızda bir uygulamacının gelişim sağlaması için birçok unsur gerekli. Bunlar; “bilgi”, “iş gücü” , “yönetim kad- rosu”, piyasadan temin edilebilecek “ürün kalitesi ve çeşitliliği”, “finans gücü” ve yapılan işe katkı sağlaya- cak “üçüncü gruplardan alınacak hizmetler” vb. gibi sıralanabilir. Bu değerlerden biri olan “bilgi” açı- sından belki de cennette yaşıyoruz. 1970’lerin başında iletişim ve bilgi kaynakları çok kısıtlıydı, ancak bugün genç bir mühendis dahi çok gelişmiş Ülkemizdeki eğitim sistemlerinin ve ara eleman kaynaklarının kalitesizleşmesi, maalesef her disiplinde olduğu gibi sektörümüzü de etkiledi.“ “ 15 MTMD E-DERGİ • MART 2018 röportaj

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==