MTMD Dergi | Sayı: 1 | Ocak-Şubat-Mart'2018

bağımlı ve tutsak, üretirken sınırlı ve kontrol altında, kolayca izlenebilir ve veri olarak kayıt altına alınabilir, tüketirken seçim hakkı elinden alınmış, düşünürken paralize edilmiş ve sınırları keskince çizilmiş bir toplum ve yeni dünya düzeni... Ancak her zamankinden daha hızlı, daha güvenli, daha ergonomik ve estetik, daha basit ve kolay, verimli, fonksiyonel, konformist ve nihayetinde “homo-globus”... Bu modern çağ kültürü ve onun yaratmaya aday olduğu ucube topluluklardan bahsetmek yerine onun karşıtı olarak gelişen; özgür, üretken, paylaşımcı ve aydınlanma süreci yaşayan bir toplumdan, yani ümit ve heyecan verici olandan bahsetmek istiyorum. Yüzyıllardır dünyanın üzerinde durageldiği sonsuz denge ve onun yan ürünleri olan; gece ile gündüz, yaz ile kış, siyah ile beyaz, doğru ile yanlış gibi, global dünyanın olumsuzlukları karşısında gelişen ve yeşeren, her geçen gün kimliğinin ve gücünün daha fazla farkına varan insan topluluğu… Fikri hür vicdanı hür bir toplum yaratmak yolunda mücadele eden bizler... Bunun adına “vicdan toplumu” diyeceğiz. Sınırları olmayan veya deniz aşırı sınırları kabul etmiş bu yeni toplum için değerler sisteminin başında “özgürlük” geliyor, bunu eşitlik, insan hakları ve evrensel hukuk kuralları, doğaya ve emek ile üretilen her şeye saygılı olmak takip ediyor. Ön yargıları ve genellemeleri olmayan, kendi olabilmek için ötekine ihtiyaç duymayan neredeyse kendi aydınlanmasını tüm bu kaosun içerisinde sessiz sedasız tamamlamış bu insanlar, artık yalnız olmadıklarını, fikirlerinin dünyanın her yerinde yeşerdiğini ve ortak hedefin barış, özgürlük ve eşitlik olduğunu; bunun da ancak ve ancak pür bir “vicdan” ile oluşabileceğini biliyor, hissediyor ve konuşuyorlar. Global kartellerin getirmiş olduğu bu istilaya dur diyorlar! “Vicdan insanın içindeki Tanrıdır” Victor Hugo diğer taraftan sınırsız iletişim ve haberleşme imkanına sahip etmiş durumda. Dünyanın bir ucu ile diğer ucu arasında saniyeler içerisinde konuşabilir, fikirlerimizi kolayca paylaşabiliriz. Bunun en güzel örneğini zaman, mekan ve ulaşım kavramlarındaki değişimde hissetmek mümkün. Artık uzun mesafeler ve aylarca beklenen yazışmalar yerine, saniyelik mesajlar var. 100 yıl önce atalarımızın 6 ayda gidebildiği mesafeye ben sadece 6 saat’lik bir uçuşla ulaşabiliyorum. Bu muazzam değişim bazı kavramları -biz tam olarak farkında olmasak da- etkilemiş ve dönüştürmüş durumda; sabretmek, beklemek, hayal etmek, emek vermek gibi kavramların anlamı yeni kuşaklar tarafından çok farklı algılanıyor ve hissediliyor. Bu değişim ve dönüşümün diyalektiği gereği bir kuşak sonra ortaya çıkacak ve bu günden yeşermeye başlamış yeni dünya düzeni ve onun panzehiri olan küresel vicdana dikkatinizi çekmek isterim. Global dünyanın bize dayatmış olduğu her türlü olguya daha 29 MTMD E-DERGİ • MART 2018 gündem politik

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==