MTMD Dergi | Sayı: 2 | Nisan-Mayıs-Haziran'2018
matrisinin eksik veya kusurlu olması nedeniyle ciddi maliyet kayıpları ortaya çıkmasıdır. Türkiye’de son yıllarda yapı büyüklüklerinin artmasına rağmen, yatırımcının bir an evvel gelir elde etmek amacıyla proje uygulama süreçlerini kısa tutması, başka bir hataya zemin oluşturmaktadır. Yatırımcının kısa zamanda işi bitirme baskısıyla yanlış veya eksik iş programları yapılmakta, projenin teslim süresi gerçeği yansıtmamaktadır. Dolayısıyla projelerin saha yönetimde sorunlar meydana gelmekte ve uygulamaların maliyetleri arttığı gibi, kalitesi de düşmektedir. “Karşılıklı olarak çıkarları tarif eden ve koruyan sözleşme, projenin kalitesini artırır.” Türkiye’de mekanik tesisat işleri için hazırlanan sözleşmeler çoğunlukla tek yönlü maddeler içermektedir. Çok yüksek ceza bedelleri yazılmakta ve hatta bir takım şantiye içi hizmetler (yemek, konaklama, su, enerji, ofis alanı, depo alanı) bazı projelerde mekanik taahhüt firmalarına işveren tarafından karlı şekilde satılmaktadır. Çoğu kez bu ayrıntılar teklif aşamasında net olarak belirtilmeyerek, sözleşmeye ilave edilen maddelerle savuşturulmaktadır. Bu durum, alt yüklenici durumunda olan mekanik taahhüt firmalarının haklarını savunamamalarına, ön görülmeyen ciddi zararlara uğramalarına neden olabilmektedir. En yumuşak tarifle, proje sürecini işveren veya temsilcisinin sübjektif yorumlarına bırakmaktadır. En ağır şartları içeren “tip” sözleşmeler ile iş yönetilmeye çalışılmaktadır. Taahhüt firmaları belirtilen ağır şartlarda sözleşmeyi imzalamakla imzalamamak arasında kalmakta, itirazları sonuçsuz kalmaktadır. Bazı sözleşmelerde teklifte tarif edilen iş tanımları ile işveren şantiye grubunun sunduğu veya talep ettiği tanımlar ve şantiye koşulları uyumsuz olabilmektedir. İşveren firmanın ihale sürecini yürüten grubu ile yine işverenin uygulama grubu arasındaki yorum farkları sözleşme maddelerinin çelişkili olmasına neden olmakta ve giderek bu tarzda örnekler artmaktadır. Ayrıca, sözleşme ve eklerinde olan iş tarifleri, proje ve yapının fiziksel nitelikleriyle uyumsuzluğu sıkça rastlanılan hatalar olarak görülmektedir. Türkiye’de son zamanlarda, alt yüklenici sözleşmelerinde aşırı cezalar yazılmakta, işin sonunda bu cezalar pazarlık konusu olarak ortaya çıkarılmaktadır. Şantiye temizliği, farklı disiplinin işlerine verilen zararların tazmini, iş güvenliği, personel eksikliği gibi birçok konu üzerinden alt yükleniciye ciddi para cezaları kesilmektedir. Yeni birim fiyat oluşturmak için sözleşme tanımları eksik kalmakta, projenin hızıyla kimseye engel olmadan süreci aksatmayacak şekilde işler tamamlandıktan sonra alt yüklenicinin yaptığı fiyat analizleri kabul edilmemekte ve pazarlık konusu haline getirilmektedir. Bu hatanın telafisi mümkün olmamaktadır. “Projenin kalitesi çalıştırılan personele verilen önemle başlar.” Alt yüklenicinin teknik kadrosu için uygun ofis alanları verilmesi konusu da ciddi hata olarak birçok projede karşımıza çıkmaktadır. Bazı projelerde işveren kendi teknik kadrosu için daha kaliteli ofis alanları tesis ederken, mekanik taahhüt firmalarının teknik kadrosunda bulunan mühendisler, teknikerler ve teknik ressamlar neredeyse ikinci sınıf muamelesi görmektedirler. Tuvaleti olmayan, elektrik ve su alt yapısı bulunmayan konteynerlerde proje için çalışmaya zorlanmaktadır. Benzer şekilde, alt yüklenici işçilerinin şantiye içindeki konaklama, banyo ve yemekhanelerinde de gereken asgari konforun sağlanmadığı birçok projeye rastlamak mümkündür. Ayrıca, mekanik taahhüt firmalarının karşılaştığı en ciddi sorunlardan birisi de malzeme deposu ve depolama alanlarının yetersizliğidir. Şantiye genel güvenliğinin yetersizliği, neredeyse her şantiyede hırsızlık olaylarının yaşanmasına neden olmaktadır. Mekanik tesisat uygulamalarında en çok karşılaşılan sorun ise, süreci yönetecek olan işveren teknik kadrolarının nitelik ve nicelik olarak yetersiz kalmasıdır. Malzeme onayı, hakediş incelemesi ve saha imalatlarının kontrolü gibi hususlarda, bazen alt yüklenicinin beş-altı mühendisine karşılık tek mühendis kadrosu ile süreç idare edilmeye çalışılmaktadır. Uygulamada en çok karşılaşılan idari hataların önüne geçilebilmesi için kararlı olarak konunun üzerine gidilmelidir. İşveren ve taahhüt firmalarının mühendisleri eğitilmeli, ilgili kurumlar gereken destekleri sağlamalıdır. Uluslararası FIDIC şartları ile ülkemizin özgün koşulları değerlendirilerek ve kurallar belirleyerek kalıcı gelişme sağlanabilir. Öncelikli olarak gönüllülük temelinde, gelişme sağlandıkça belirli bir disiplin içinde kalıcı sonuçlar elde edilecektir. Mekanik tesisat sektörünün diğer sorunlarıyla birlikte küçük adımlarla da olsa kurumsal çözümler üretmeliyiz. 43 E-DERGİ • SAYI 2 teknik yazı dizisi
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==