MTMD Dergi | Sayı: 4 | Ekim-Kasım-Aralık'2018
lokomotiflerin, o kocaman buhar makinelerinin, muavinin marş demirini çevirerek çalıştırdığı iki otomobilin, bayramlarda askeri kıta geçit törenlerinde en önde yer alan “eğri bacak” dediğimiz lastikleri içe bakan jipin, çocukluk anılarım içinde yeri ayrıdır.1947-1949 yılları arası, ortaokul yıllarımdı. Mehmet Çelikel Lisesi, Cumhuriyet döneminde Maarif Bakanlığı’na hibe edilen “ilk” okuldu. Bizim zamanımızda lise dört yıldı ve bitirirken bir mezuniyet diploması bir de Fransızların bakalorya dedikleri Fransızca öğrenmeye ağırlık verdim, sonraları, öğrencilik dönemim devam ederken yurtdışı staj başvurularımda bunun büyük faydasını gördüm. İTÜ Makine Fakültesi Atölyeleri, Taşkızak Tersanesi gibi yerlerde stajlar yaptım ama o zamanlar hepimizin olduğu gibi idealist bir mühendis adayı olarak Türkiye’de olmayan teknolojileri ülkemize kazandırmak hayalimdi. Yurtdışında otomotiv firmalarına mektup yazdım, stajyer olarak kabulümü istedim. …ve ilk yerinde öğrenme girişimim, sonrasında askerlik yıllarım Bremen’de bir otomobil ve Nürnberg’de bir motosiklet firmasından IAESTE Uluslararası Teknik Stajyer Öğrenci Değişimi Birliği programı çerçevesinde kabul edildiğim yanıtı geldi. Bremen’deki fabrikayı tercih ettim ve orada 1.5 ay staj yaptım. Orada eski, yağlı, paslı motorları demonte edip yeniliyor, yenilenen parçaların montajını olgunluk belgesi alınırdı. Lisenin üç yılını burada okudum. Lise dördüncü sınıf için yatılı olarak okumak üzere İstanbul Kabataş Lisesi’ne geldim, fen bölümünde okudum ve liseyi burada bitirdim. O yıl, yaz sonunda İstanbul Teknik Üniversitesi sınavına girdim. O zamanlar çoğunlukla inşaat mühendisliği tercih ediliyordu. Yeni kurulan, ikinci öğretim yılına giren maden fakültesini kazandım. Bu, Türkiye’de madenciliğin başkenti Zonguldak’ta doğup büyüyen birisi için beklenen sonuç gibiydi. İTÜ Maden Fakültesi’nde bir yıl okudum, yaz gelince üç ay süresince, deniz seviyesinin 300 metre altında bir madende staj yaptım. Asetilen alevli madenci fenerleri ile aslında doğalgaz olduğu çok sonraları ortaya çıkan, o zamanlar grizu dediğimiz gaz patlamaları riskine karşı havadaki metan oranının ölçüldüğünü gördüm. Kazı esnasında kömüre ulaşıldığında kömür kütlesinin basınçlı hava ile çalışan tabancalarla kırılması, büyük vantilatör ve aspiratörlerle ocak havalandırması, madenci asansörleri ve dekoviller okulda bize anlatılan konulardı ama stajda bizzat yaşadığım değerli deneyimlere dönüştü. İşin mekanik tarafı daha çekici idi ama o zamanlar herkes makine mühendisliğinin iş alanını ağırlıklı olarak kamu sektöründe görüyor ve “Memur mu olacaksın?” diyordu. Bense, özellikle staj süresince, ilgimin makine mühendisliği tarafında ağır bastığından emin oldum ve staj sonrası İTÜ sınavına yeniden girdim, Makine Fakültesi’ni kazandım ve yatay geçişle kaydımı yaptırdım. O zamanlar 2. sınıftan 3. sınıfa geçerken bir vize ve baraj sistemi vardı. Yatay geçişle geldiğim için alt sınıftan almam gereken ve çakışan derslerim vardı. Aynı anda vizelerine giremediğim için barajda kaldım. Bu süreyi iyi değerlendirmek için ... büyük vantilatör ve aspiratörlerle ocak havalandırması, madenci asansörleri ve dekoviller okulda bize anlatılan konulardı ama stajda bizzat yaşadığım değerli deneyimlere dönüştü.“ “ 11 E-DERGİ • SAYI 4 portre
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==