MTMD Dergi | Sayı: 4 | Ekim-Kasım-Aralık'2018
ısıtır ve soğutur” dediler, biz de bulduk o cihazları. Anladım ki klimayı öğrenmek lazım. Öğrencilik yıllarımızda Fikret Narter hocamız bize klimadan bahsetmişti ama hepsi teoride kalmıştı. Kuru termometre, yaş termometre gibi birkaç kavram aklımızda, ama ötesi yok. Klimanın emekleme safhasında bile olmadığını ve öğrenmek gerektiğini gördüm. Almanya’ya yeniden gitme isteğini duydum. O zaman Almanya’dan geri gelen makine mühendisi “projeye bu kadar ilgi duyuyorsan yerinde öğrenmelisin” dedi. Askerliğim bitmişti ama sorumlu olduğum işler tamamlanmamıştı, tamamlayabilirsem, bitirme belgesi alabilecektim. Böylelikle askerlik sonrası serbest meslek yaptığımda, iş alabilecektim. Teğmen olarak terhis oldum. Başlanılan işleri bitirip, kabuller yapılana kadar, bir yıl sivil mühendis olarak çalıştım. İşimde iyi olmalıydım, bilgi neredeyse orada almalıydım Beyoğlu’nda Berlitz Almanca dil kursuna başladım. Bir yıl kursa devam ettim. Bir yıl sonra Almanya’ya gitmeye karar verdim. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan maddi destek sağlayan, doktora yapacağıma dair bir belge aldım. O belge, Goethe Enstitüsü ve Münih Üniversitesi’nde dil kurslarına devam etmemi sağladı. 3.5 yıl Almanya’da kaldım. Önce kat kaloriferleri ve yüzme havuzu projeleri üzerine çalışan bir uygulama firmasında bir yıl boyunca çalıştım. Daha büyük projeler için, büyük bir proje ofisine girmeliydim. Bir Avusturya proje firmasında işe başladım. Münih’te Osram Aydınlatma Armatürleri Araştırma Geliştirme Merkezi projesini verdiler. Bu, çok emek verdiğim bir proje oldu ve projeyi bitirdim. O yapıyorduk. O zamanlar Türkiye’de olmayan sfero döküm, çok ilgimi çekiyordu. İTÜ Makine Fakültesi mezunlarından Necmettin Erbakan’ın kurduğu, Türkiye’nin ilk motor fabrikası Gümüş Sanayi A.Ş.’de çalışmaya başlayan arkadaşlarımdan dökümhanede çalışma olanağımı araştırmalarını istedim. Bremen’de laboratuvarında çalıştığım fabrikanın önerdiği enstitüdeki bir profesör kendisiyle çalışabileceğimi söylemesine rağmen, Gümüş A.Ş.’deki arkadaşlarımdan olumlu yanıt gelince Türkiye’ye döndüm, bir yıl dökümhanede mühendis olarak görev yaptım. 27 Mayıs Askeri Harekatı’ndan sonra yedek subaylık 24 aya çıkmıştı. 1961-1963 yılları arasında ifa ettiğim askerlik görevimde Topçu Okulu’nda 6 ay topçuluk eğitimi aldım. Topçu Okulu’nda hem teorik hem pratik olarak çok güçlü motor eğitimi veriliyordu. Bir inşaat mühendisi, bir mimar, bir topoğrafya mühendisi ile birlikte beni müstahkem mevki topçusu olarak Kasımpaşa’da Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na gönderdiler. İnşaat grubu kumanda merkezine gittik, makine mühendisleri yoktu, Almanya’ya gitmişti. Orada çok yüklü, yüksek tempolu bir görevin içinde buldum kendimi. Yassıada mahkemeleri yeni bitmişti, orada yapılmakta olan yeni tesislerin müteahhitlerini denetlemeye gidiyoruz. Heybeliada’da spor tesisleri, subay lojmanları erat pavyonları yapılıyor, denetlemeye gidiyoruz. Müstahkem mevki, Anadolu Kavağından sonra taşlı bir yoldan ciple zıplaya zıplaya gidilen boğazın ücra bir noktası. Müstahkem mevkiye gidiyoruz, Kasımpaşa Kışlası Bakım Binası yeni yapılıyor, yine orada tarihi kışlanın bakım işi var, hepsine yetişmeye çalışıyoruz. Fakat işten giderek daha fazla hoşlanmaya başladım, severek çalıştım. Aklımda hep motor varken, bu dönemdeki çalışmalarım içinde çok büyük gelişme potansiyeli gördüğüm ısıtmayı keşfettim. Kontrollük görevi dışında proje tasdiki yapıyordum, bazı projeleri ise bizzat kendim çiziyordum. Proje tarafına eğilimim bu dönemde başladı. Çoğunlukla derme çatma projeler geliyordu, bazen de çok doğru, dikkat çekici projeler geliyordu ve bunlarda da Kevork Çilingiroğlu imzası oluyordu. Kaliteli proje farkını gördüm, projeciliğe ilgim de, saygım da arttı. Tabii o zamanlar klima, hemen hemen hiç yok. Deniz hastanesi ameliyathaneleri için klima isteniyor ama anlayan yok. Pencereye takılan veya duvarı kırıp takılabilen klima cihazları var, dışarıyı ısıtırken içeriyi soğutuyor veya içeriyi ısıtırken dışarıyı soğutuyor. Isı pompasına o zaman aklımız ermiyor. Bu cihazları, yurtdışı deneyimli iki operatör doktor tarif etti, “bundan kimse anlamıyor mu? Bu cihazlar, ameliyathaneleri Çoğunlukla derme çatma projeler geliyordu, bazen de çok doğru, dikkat çekici projeler geliyordu ve bunlarda da Kevork Çilingiroğlu imzası oluyordu. Kaliteli proje farkını gördüm, projeciliğe ilgim de, saygım da arttı.“ “ 12 E-DERGİ • SAYI 4 portre
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==