MTMD Dergi | Sayı: 4 | Ekim-Kasım-Aralık'2018
projede indüksiyonlu klima cihazları kullandık. Bu proje ile yüksek basınçlı klimalar hakkında çok şey öğrendim. Doğalgaz, Almanya’ya yeni gelmişti, biz de doğalgazlı kazan daireleri yapıyorduk. Türkiye’de açık genleşme depoları kullanılırdı, orada ilk kez kapalı genleşme depolarını gördük. 1967’de Türkiye’ye döndüm ve evlendim. Eşim iktisat fakültesi mezunuydu. Birlikte Almanya’ya döndük. Klimayı çok iyi öğrenmek istiyordum. Klima ve havalandırma alanında çalışan bir İsveç kuruluşuna müracaat ettim. Burada iki yıl sadece klima ve havalandırma üzerine çalıştım. Orada kocaman bir Olivetti hesap makinesi vardı, herkes keşif listesini onunla yapıyordu. Önümüzde resim makinalı masamız, arkamızda katalog arşivi vardı. Dediler ki “biz burada çini mürekkebi ile değil, aydıngere sert kurşun kalemle çizeriz.” Bizde ise hokka, redis ucu yerini rapidograflara bırakmıştı, onlarla çizerdik. Oradaki çalışma sistemi şöyleydi; projeyi yapıyordunuz, malzeme listesini çıkarıyor siparişi veriyordunuz, şantiyede de kontrol ediyordunuz. Orada çalıştığım en önemli proje Regensburg Üniversitesi projesiydi. Orada artık indüksiyon klimaları değil, fancoil cihazları kullanmıştık. Artık klima konusunda yeterli deneyim kazanmıştım. 1970’te eşimle birlikte Türkiye’ye dönme kararı aldık. O sırada Türkiye’de devalüasyon oldu. Döviz aşırı değerlendi. 1 dolar 7.5 liradan 15 liraya çıktı. Arabamız için gümrükte ödeyeceğimiz bedel birden iki katına çıkmıştı, ödeyemedik, permisini satıp, elden çıkardık. Baba evine yerleştik. İş aramaya başladım. Develüasyon olmuş, iki yeni vergi çıkmış, piyasa durgun... İş bitirme belgelerim, bonservislerim var. Alarko’ya gittim, iş yok. Tokar’a gittim iş yok. Sabahattin Sunguroğlu ile görüşmeye gittim. Sabahattin Bey; “Dalaman’da Stein Müller kazanı kuruyoruz, istersen seni oraya gönderebilirim” dedi. Öyle bir kazanın projesini öğrenciyken o zamanlar Doçent olan Kemal Onat’ın dersi için yapmıştım. İki arkadaş, milimetrik kağıda çizdik o devasa kazanı. Kemal Onat bize sorduğu sorulara aldığı yanıtların üzerine bize “Çok güzel proje ama anlamadan yapmışsınız” demişti. Yani benzer bir kazan projesi üzerine çalışmışlığım vardı ama Dalaman’a gitsem hedefimden uzaklaşacaktım. Halbuki Türkiye’de olmayan yepyeni bilgilerle dönmüştüm. Dalaman işini kabul etmedim, iki ay iş aradım. Gazetede çok iyi derecede Almanca bilen elektrik mühendisi arayan bir firma ilanı gördüm. Elektrik mühendisi arayan, belki makine mühendisi de arıyor olabilir düşüncesiyle firmayı aradım, “gel görüşelim” dediler. Ataköy’deki baba evime iki yüz metre uzaklıkta, kapısında kırmızı bir köprü amblemi olan firmaya 13 E-DERGİ • SAYI 4 portre
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==