MTMD Dergi | Sayı: 4 | Ekim-Kasım-Aralık'2018

projelerde birkaç firmanın bir araya gelerek güçbirliğiyle iş alması, bizler için daha güvenli bir seçenek olabilir diye düşünüyorum. Bu modeli Türkiye’de uyguladığımız birkaç proje oldu. Artık bunu daha sık yapmak ve büyük projelerde hep birlikte kazanmayı hedeflememiz, hepimizin fayda sağlayabileceği bir çözüm gibi görünüyor. Adil sözleşme koşulları olmadan hiçbir sorunu çözemeyiz Ülkemizde “hakkaniyet” gözeten standart sözleşme uygulaması bulunmuyor. Bu konuda FIDIC benzeri sözleşme standardının kabulü için çalışıyoruz; çalıştaylar, toplantılar yapıyoruz ancak bir sonuç alabildiğimiz söylenemez. 2013 yılında yaptığımız bir MTMD Çalıştayı sonrasında hazırladığımız FIDIC bazlı bir sözleşme örneğini irtibatta olduğumuz tüm proje ve PY firmalarıyla paylaştık ancak hiçbir yatırımcı tarafından değerlendirilmedi ve hatta önemsenmedi. Ne yazık ki hâlâ, yatırımcıların ve ana müteahhitlerin çok büyük bir çoğunluğu tamamen kendi çıkarlarını gözetecek bir sözleşme hazırlayıp önümüze koyuyor. MTMD olarak yaptığımız Yeni proje almamak mı, teklif vermeye güç birliği modeli ile devam etmek mi? Sektörün sorunları, hepimizin gündeminde. “Bu dönemde iş almak mı almamak mı daha iyi” diye konuşur olduk kendi aramızda. Çok yüksek risk ve stres barındıran bu dönemde iş almadan belli bir süre beklemek daha güvenli gibi görünse de elbette bu, sürdürülebilir bir çözüm değil. Güçbirliği ile Yurtdışında bazı projelere birlikte girmek gibi ortak bazı yaklaşımlarla çözüm üretmeye çalışıyoruz. Seçimlerden sonra dövizin artması bekleniyor. Bu durum mevcut sıkıntılı süreci daha da vahim hale getirebilir. Öngörülemez bir süreç olduğu için, çalışmak için hevesimiz de kalmıyor. Kullanılan cihazların pek çok komponenti, parçası yurtdışından getiriliyor. Dolayısıyla kurdaki yükselmeden etkilenmemeleri söz konusu değil. Tekliflerde tüm malzemeleri TL üzerinden değerlendirmemiz isteniyor ama dolardaki artışın bir ay sonra bile ne olacağını bilememek, işin büyüklüğüne göre çok ürkütücü olabiliyor. Bu yüzden özellikle yurtdışı beri Mekanik Tesisat Taahhüt sektörünün içindeyim. İstanbul’a 1988 yılında İstanbul’daki Swiss Otel projesi için, Ersel A.Ş Mekanik Proje Müdürü olarak geldim ve muhtelif nitelikli projeler sonrasında (Hyatt Regency Hotel, İstanbul Borsa Merkezi Binası vs) 1994 senesinde Samko A.Ş kurucu ortaklarından biri olarak ağırlıklı yurtdışı projelere yoğunlaşmaya başladım. 2001 senesinde de Met Mühendislik’i kurdum. 18 sene içerisinde 15 farklı ülkede çeşitli nitelikteki binaların (Otel-Hastane-AVM-Stadyum-Ofis- Fabrika-Lojistik Depo-Konut) elektrik- mekanik tesisat projelerini alarak bu günlere geldik ve 30 yılı aşkın süredir de sektördeki faaliyetlerimi sürdürüyorum. “Çok yüksek risk ve stres barındıran bu dönemde iş almadan belli bir süre beklemek daha güvenli gibi görünse de elbette bu, sürdürülebilir bir çözüm değil. Güçbirliği ile belli projelere girmek gibi ortak bazı yaklaşımlarla çözüm üretmeye çalışıyoruz. Böylelikle riski azaltmak mümkün olabilir.” 17 E-DERGİ • SAYI 2 röportaj

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==