MTMD Dergi | Sayı: 4 | Ekim-Kasım-Aralık'2018
o sözleşme örneği başarılı bir çalışma idi ama yasal bir dayanağı olmadığından kimse tarafından ciddiye alınmadı. Belki derneğimizin de kamu kuruluşları ve yasa koyucu taraf ile görüşmelerini bu doğrultuda artırması gerek. Sektör sorunlarımızı devlet yetkililerine iletmek için sektörel diğer derneklerle işbirliği çalışmalarımızı artırabiliriz. İşlerin çoğu özel sektörle ilgili olduğundan, Devletin buna çok fazla müdahil olması da pek mümkün değil. Ama güncel hastane projeleri gibi Devlet ile ilgili işlerde de çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. En azından Devlet projelerinde, hazırlanan bu sözleşme örneğimizin kullanılması veya en azından dikkate alınması, sektörümüz üzerinde ciddi bir rahatlama sağlayacaktır. Hakkaniyet gözeten sözleşme meselesini çözmemiz şart. Çünkü verebiliyor. Gelişmiş ülkelerde, proje niteliğine göre ancak belli bir yeterlilik sahibi firmalar bu projeye teklif verebilir. Bu ülkelerde, sektör sorunlarını gidermek, sadece sivil toplum kuruluşlarının omuzlarına yüklenmiyor. Yasal mevzuatlar da bu bakış açısıyla yorumlanarak süreçler değerlendiriliyor. Dolayısıyla oradaki derneklerin gündeminde bambaşka konular var. Belli büyüklükteki işe kimler teklif verebilir kimler teklif veremez konusundaki ayrım yurtdışında net olarak yapılmış ama bizde, bir işe taşeronumuz olarak giren firma, başka bir işte karşımıza rakip olarak çıkabiliyor. Bununla ilgili olarak Müteahhitler Birliği, çeşitli derneklerle görüşmeler yapılıyor ama herhangi bir sonuç yok. Yine ihaleye çıkılıyor, yine en düşük fiyatı veren firma kimse onunla çalışılıyor. Daralan pazarlara karşı açılan pazarlar olmalı Eskiden özellikle Romanya’da, Rusya’da, Özbekistan’da, Türkmenistan’da Türk firmaları çok sayıda proje üstlenirdi, ama o bölgelerdeki yatırımlar da ciddi anlamda azalmış vaziyette. Özellikle Türkmenistan’da son 7 yılda çok büyük yatırımlar vardı, ama artık önemli ölçüde azaldı. Rusya’da da keza öyle… Bu bölgelerdeki yatırım kararlarında petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanmalara bağlı gelecek kaygıları da etkili oluyor. Aslında dünya pazarlarında da bir daralma var ama özellikle Türk firmalarının yoğun çalıştığı ülkelerde bu daralma daha fazla ve bizi de doğal olarak olumsuz etkiliyor. Günümüz itibariyle tüm inşaat firmalarının -bizlerin de- beklentileri ağırlıklı olarak Afrika pazarında. Oradaki yatırımlara dahil özellikle son dönemde işler öyle bir boyuta geldi ki neredeyse aldığımız işi finanse etmek zorunda kalıyoruz. İşin bitiş süresi uzuyor ama sizin bu süreçteki kaybınızı kimse telafi etmiyor. Alacaklarınız ödenmiyor, öteleniyor, kaybınız kimsenin umurunda değil. 2018 tüm Türkiye için oldukça zor geçti. 2019 da sektör açısından pek parlak görünmüyor. Çünkü bizler için lokomotif, büyük inşaat firmaları da tek tek kapanıyor. Çok sayıda yetenekli, nitelikli insan işsiz kalıyor. Bu büyük bir bilgi ve deneyim altyapısı kayıbıdır. 2019’un özellikle ilk altı ayı çok sıkıntılı geçebilir. İşin ölçeği ile yüklenici firma ölçeği arasında uygunluk aranmalı Sektörümüzde her büyüklükteki projeye, her ölçekte firma teklif “Hakkaniyet gözeten sözleşme meselesini çözmemiz şart. Çünkü özellikle son dönemde işler öyle bir boyuta geldi ki neredeyse aldığımız işi finanse etmek zorunda kalıyoruz. İşin bitiş süresi uzuyor ama sizin bu süreçteki kaybınızı kimse telafi etmiyor.” 18 E-DERGİ • SAYI 2 röportaj
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==