MTMD Dergi | Sayı: 4 | Ekim-Kasım-Aralık'2018
Doğada hiçbir şeyin tesadüf olmadığı gibi kestanenin de kışın sofralarımıza gelmesinin bir amacı var. Kestane; potasyum, fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri ile C, B1, B2 ve pp vitaminlerini içerir. Şeker, protein, mineral ve yağ açısından zengin olan kestanenin, 100 gramında 200 kalori bulunur. Lezzetli bir atıştırmalık olmasının yanı sıra kış mevsiminin olumsuz şartlarına, fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı paha biçilmez bir sağlık iksiridir. Leblebi ve Boza Leblebi ve boza... Kış akşamlarında ev sıcağında meraklısına harika bir ikili. Üzerini tarçınla taçlandırmayı da unutmamak gerek. Gecenin karanlığında bilinmeyen bir diyardan aniden belirivermiş gibi “Bozaaaaaa” diye bağıran bir seyyar satıcıdan alındıysa hele, tadı daha bir başka olur sanki. Bulgur, darı ve mısırdan fermantasyon yöntemiyle yapılan bozanın bağışıklık sistemine de katkıları büyük. Başka hiçbir içeceğe benzemeyen bozanın tarihi sekiz, dokuz bin yıl öncesine, Mezopotamya’ya dayanıyormuş. Osmanlı döneminde sıkça tüketilen boza “Bozahane” adı verilen yerlerde üretilirken sonrasında Ortadoğu, Orta Asya, Balkan ve Afrika ülkelerinde de üretilmeye başlamış. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde 17. yüzyıl ortalarında İstanbul’da 300’den fazla bozacı dükkânının bulunduğundan, bu dükkânlarda 1100 kadar bozacının çalıştığından bahsediyor. Günümüzde Vefa semtiyle anılan boza, vazgeçilmez kış ritüellerimizden. Gaz Lambası ve Yün Çoraplar Çok eskiye gittik değil mi? Elektriklerin olmadığı o masum günleri düşünün. Kış; sert ve soğuk. Evin annesi gider o küçük gaz lambasını yakar, etraf birden gün yeni yeni aydınlanıyormuş gibi sapsarı olur. Gaz lambasının hafif bir kokusu yayılır çevreye. Ayağımızda sıcacık yün çoraplarımız da varsa değmeyin keyfimize. Evlerin kaloriferle ısıtılmadığı günlerde yün giysiler, hele de yün çoraplar harika ısınma araçlarıydı. Şimdilerdeki alışveriş kültürünün olmadığı yıllarda evde üretilen giysilerin başında gelirlerdi; anneannelerin, babaannelerin el emeği göz nuruydu onlar… Vakit iyice ilerlediğinde gaz lambası ardında daha yoğun bir koku bırakarak söner, artık yün yorganlara sarınıp yatma zamanıdır... Geriye sobanın çıtırtıları ve tavana vuran o kırmızı ışığı kalırdı. Kış Kokuları Eskiden kış geldiği zaman eve giren neredeyse her narenciyenin kabuğu soyulur, güzel koksun diye sobanın sıcaklığına bırakılırdı. İşe de yarardı, tüm oda mis gibi narenciye kokardı. Biz de büyülenerek kabukların yanmasını izlerdik. Ama kışın bunlar dışında da keyif veren nice kokusu vardır. Daha doğrusu belki de bazı kokular kışın bize daha keyifli gelir. Bir günde dışarıda uzun süre kalıp buz kesişimize bir son vermek için girdiğimiz bir kafedeki buyur eden kahve kokusu gibi… Yine bir başka şifalı kış içeceği olan salep ve tarçın ikilisinin sıcacık çağrısı gibi… Karlı bir günde kar taneleri gibi patlayan mısır kokusunda sinema keyfi gibi… Bir çay saatinde havuçlu tarçınlı bir kekin eve yaydığı mis koku gibi… Çocuk Sesleri ve Ev Oyunları Eskiden kar yağdığını çocukların seslerinden anlardınız. TV’nin ilk geldiği zamanlar yani o güzel çizgi filmlerin olduğu zamanlarda çocuklar hep erken uyanırlardı. Karı ilk gören onlar olduğu için sokaklara koşar, sokakları bayrama çevirilerdi. İşte o zamanlarda alarm sesiniz çocukların şen kahkahaları olurdu. Şimdilerde fazla olmuyor belki ama kış gecelerinde komşuların, ahbapların birbirlerine misafirliğe gidip geldiği zamanlar en çok çocuklara yarardı. Onlar sağa sola koştururken aileler derin sohbetlere girerlerdi. Uzun kış geceleri böyle tatlanırdı. Tombala, kızmabirader, pişti ve diğer iskambil oyunları, sessiz sinema çocukların bazen de tüm ailenin oynadığı en gözde ev oyunlarındandı. Bu oyunlar yine varlıklarını sürdürüyorlar, ama şimdilerde Tabu, Monopoly, Scrabble var… Tabi tabletlerden, telefon ve bilgisayarlardan arta kalan zamanlarda. Yaz bizi tatiliyle güneşiyle, uzun aydınlık saatleriyle cezbetse de kış da keyiflendirmesini bilene güzel mevsim. Tüm çetin şartlarının, soğuğun yağmurun yanında nice güzellikleri getiriyor beraberinde. İşte bu yüzden; şimdi dönüp baktığımızda tatlı tebessümler bırakan, sadece yanan odunun sesinde, eski fotoğrafların arkasındaki notlarda hissedebileceğimiz eski kış günlerinin güzelliklerini de yaşamımıza hala renk katan günümüzdeki tüm kış ritüellerini de “çocuklarınızın ulaşabileceği bir yerde saklayınız…” 45 E-DERGİ • SAYI 4 yaşam
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==