MTMD Dergi | Sayı: 4 | Ekim-Kasım-Aralık'2018
Müslüman ve Hıristiyan, geri kalan nüfus ise yerel inançları benimsemiş durumda. Bu inanç çeşitliliği toplumu birbirinden uzaklaştırmamış görünüyor. Hoşgörü ve birlikte barış içerisinde yaşama refleksini hemen hemen her yerde hissedebiliyor insan. Fakirliğin ve tevazunun getirdiği bir şey olabilir bu durum diye düşünüyorum ve anladığım kadarıyla tüm gruplar aşağı yukarı aynı seviyedeler. Herkese eşit oranda fakirlik yani. Hemen hemen tüm Tanzanyalıların ağzına pelesenk olmuş bir söz var ki her yaştan insanın dilinde: “Hakuna Matata” Swahili dilinde her şey yolunda, sorun yok anlamına gelen bu söz aslında bir yaşam felsefesi halini almış gibi Tanzanya’da. Bizdeki “Sıkıntı yok!” lafına çok benzer bir söz. Türkiye’de eğer biri size “sıkıntı yok” diyorsa bilmeniz gereken şey, pek çok sıkıntının sizi beklediğidir. Buradaki durum da aşağı yukarı aynı diye düşünüyorum. Fakat bir fark göze kolayca çarpıyor, insanlar daha sakin ve telaşsızlar. Bir haftalık seyahat içerisinde hiç agresif insan görmedim desem yanlış olmaz. Geri kalmış, yabani ve hatta biraz pis oldukları ön yargısı ile geldiğim bu ülkede kendi ülkemden daha barışçıl bir ortam hissediyorum. En azından Tanzanya bunu başarmış durumda gibi, hemen yanı başımızda Ruanda’da Hutu ve Tutsi kabileleri arasındaki katliamı düşününce acaba bunu nasıl başardılar diye merak ediyor insan. Umarım bu durum bozulmadan uzun süre devam eder diye geçiriyorum içimden. Darüsselam şehir gezisinin ilginç anlarından biri de turistik hediyelik eşyaların satıldığı ve geleneksel köy ortamını anımsatan bir açık hava müzesinde ‘tam tam’lı Afrika dansına grup olarak iştirak etmemiz oldu. Biz geldiğimizde öncü bir grubun trans halinde dans ettiğini görüp hemen yerimizi aldık. İçimizden bazıları Afrika dansının esrik (kendinden geçmiş) etkisine kendini hemen teslim etmiş görünüyor. Anadolu şaman geleneği kodlarımız Afrika’ya kolayca adapte olmuş görünüyor. Yalnız benim dansımda biraz Karadeniz havası hissediliyor gibi, bu durumun olaya biraz renk kattığını ümit ediyorum. Alışveriş ve dans seansından sonra otele ve oradan ilk gün gittiğimiz balık restoranına gidiyoruz. Tekrar süper bir akşam yemeği yiyoruz hep birlikte. Şimdiye kadar yediğim en iyi deniz ürünleri, gastronomi eserleri ile Tanzanya’da karşılaşıyorum ve tekrar bu ülkeye gelmek istediğimi söylüyorum kendime. Tanzanya’da gidilmesi gereken yerlerin başında Kilimanjaro Dağı ve Victoria Gölü etrafındaki safari alanları geliyor. Bu seyahatte gitmeye fırsatımız olmayan bu bölgeye bir sonraki ziyaretimizde mutlaka gelmemiz gerektiğini söylüyoruz birbirimize. 51 E-DERGİ • SAYI 4 komisyon gezisi
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==