MTMD Dergi | Sayı: 4 | Ekim-Kasım-Aralık'2018

açılan bir kapı var. Burası farklı bir dünya gibi sanki... 100 mt geride aylık 50 Dolar ile geçinmeye çalışan insanlar. 100 mt ilerde Hint Okyanusu kenarında müthiş bir sahil ve geceliği birkaç yüz Dolarlık lüks oteller... Bizim kaldığımız otelin bahçesi küçük bir tropikal hayvanat bahçesi gibi. Karaca görüyorum ağaçların arasında ve odaya giderken kaplumbağalara basmamaya çalışıyoruz. Otelin okyanusa sıfır direkler üzerinde yükseltilmiş güzel bir restoranı var. Burada yemeğimizi yiyoruz. Otelin işletmecisi ve sahibi Süleyman ile tanışıyoruz. Örgülü saçlı küçük sevimli bir adam. Türk olduğumuzu öğrenince İstanbul’da bir süre çalıştığını söylüyor ve kendini Tropikal Müslüman olarak tanımlıyor bize. Benim tahminim bu tanımlama çok katı olmadığını anlatmak için yapılmış durumda. Keza birazdan elinde bir şarap şişesi ile gelip bize akşam yemeği için hediye ediyor. (Langi & Langi Beach Hotel) Yemek sırasında gel-git bize yine ilginç anlar yaşatıyor. Restoranın altına kadar gelen deniz seviyesi 3-4 saat içerisinde 200 mt kadar çekilmiş durumda. Coğrafya kitaplarında okuduğum ve ilk kez bu ülkede şahit olduğum bu olayın ne kadar etkileyici olduğunu anlıyorum. Bu miktarda su kütlesini hangi çekim gücü yerini değiştirebilir diye düşünüyorum. Benim algılarımın dışında bir olay ile karşı karşıyayız. Konu hakkındaki bilgimin oldukça yetersiz olduğunu fark ediyorum. Dönünce araştıracağım konulara gel git meselesi de ekleniyor. Denizde balık tutan ve turistik gezi yaptıran yelkenli tekneler kart postal gibi görünüyor. Gelgitten sonra pek çok kişi denizden arta kalanlara bakıyor. Kocaman bir deniz yıldızı ve küçük bir ahtapot ile karşılaşıyoruz. İrfan Çelimli (Başkanımız), Fevzi Durgun (Komisyon Başkanımız), Gürkan Arı (Saymanımız), ben ve ortağım Alper ile birlikte okyanusun keyfini çıkartıyoruz biraz. Zanzibar’a yarım saatlik tekne mesafesinde inanılmaz dalış noktaları var. Alper ile şnorkelle yapmış olduğumuz deniz altı seyahatine doyamıyorum. Her yer mercan kayalıları ile dolu ve bin bir çeşit balık ve canlı türü ile bu güne kadar gördüğüm en güzel su altı resitali bu. Sahilde geleneksel Swahili kıyafetleri ile gezen ve tur satan uzun boylu erkekler ve kadınlar oldukça estetik görünüyorlar. Sanki doğal bir moda şovunda olduğu hissini veriyor plaj insana. Güneş zaman zaman oldukça yakıcı, çok fazla güneşin altında kalmak istemiyoruz. Denizden arta kalan zamanlarda hediyelik eşya dükkanlarında zaman geçiriyoruz ahşap işleri ve volkanik taşlardan el işi yapılmış ürünler oldukça güzel ve pahalı. Zanzibar’dan ayrılma vakti. Bizim Uçağımız Darüsselam’dan olduğu için ben ve Alper feribot ile şehre geri dönüyoruz. Diğerleri bir gün önce Zanzibar’dan direkt İstanbul’a döndüler. Şehri biraz daha gezdikten sonra en iyi bildiğimiz yere Cape Town Fish Restoran’a gidiyoruz. Uçağımıza daha 6 saat var. Hafta sonu olduğu için oldukça kalabalık ve yer bulmakta zorlanıyoruz. Müdavimi olduğumuz ve tanıdıklar sayesinde bir bar masasında yerimiz hazırlanıyor. Bu arada sahnede canlı müzik var. Grubu dinledikçe müzik kalitelerinin çok yüksek olduğunu hemen fark ediyoruz. Reggie, Caz, Blues ve yerli müzik ziyafeti ve tabi ki deniz mahsulleri tabağı ile yine unutulmaz bir gece. Bu bize hoşça kal partisi oldu sanki. Gece kulübüne gelen Avrupalılar ve yerli halk iyi kaynaşmış görünüyor. Afrikalılarda içselleşmiş bir hoşgörü ve özgüven hissediyorum. Aslında bana göre müzik ve sporda üstün ırk olan bu insanlar mutlu görünüyorlar. Bu kadar kaliteli ve keyifli müziği yakınlarda bir daha dinleyemeyeceğimi çok iyi biliyorum. Tanzanya ile ilgili en çok dikkatimi çekenlerden biri de seyahat boyunca hiç sigara içen Tanzanyalı görmemiş olmamdı. Sanki tüm ülke sigara içmemeye yemin etmiş gibi. Bu nasıl mümkün olabilir çok merak ediyorum. Gece kulübünde en azından sigara içen Tanzanyalı göreceğimi düşünüyorum, ancak Avrupalı ve bir grup Türk olduğunu hemen anladığım beyaz adamların dışında hiç sigara içen yok burada. Bu ülke gördüğüm en Yeşilaycı yer dünya üzerinde. Acaba böyle başka ülkeler de var mı diye düşünüyorum Afrika kıtasında. Gece saatlerinde restorandan ayrılıp Havaalanına gidiyoruz. Uçağımız birazdan İstanbul’a hareket edecek. Hepimiz için hoş bir seyahat oldu kanısındayım. İSİB’e bu güzel organizasyonu için ne kadar teşekkür etsek az. Afrika Pazarına vakit kaybetmeden girmemiz ve bu bölgeye olan İhracatımızı artırmamız gerektiğini düşünüyorum. Avrupalı beyaz adamın, yıllarca adaya getirdiği kan, göz yaşı ve sömürü düzeni ve bir miktarda “medeniyet” ile batılılar bu kıtadaki misyonunu tamamlamış durumda bence. Bundan sonra bizlerin ticaretin yanında dostluk ve eşitlik duyguları ile buraya gelmeleri, ticari ve kültürel bağlar kurmaları gerektiğine inanıyorum. 53 E-DERGİ • SAYI 4 komisyon gezisi

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==