Page 23 - MTMD E-Dergi 07
P. 23
İki kardeş Batı Berlin Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinde peş
peşe okuduk. Ama iki kardeş sınavlara hazırlanmak yönünden pek
anlaşamıyorduk. Birlikte hiç hazırlık yapmadım desem yeridir. Zira
ağabeyim dersin tümüne hâkim olmadan sınava girilmesine hiç
taraftar olmadı. Ben ise profesörün değer verdiği konuları takip
ederek geçer not alabiliyordum. BİR sınav hariç. Yabancı öğrenci-
lerin en kritik derslerinden olan Makine Elemanları baraj sınavın-
dan…
Bir gün evvel evimde çalışırken kapım çalındı. Açtım ağabeyim
gelmişti. “Moralimi bozmaya mı geldin?” dedim.“Yok” dedi , “sana
bir redüktör dizaynı sorusu hazırladım. Bu redüktörü hesapla ve
çiz. Ben burada gazete okuyacağım, sonra cevabını beraber ince-
leriz.” “Kabul, yalnız ben cevaplarken hiç karışmayacaksın,” dedim.
Anlaştık, hesaplarla çizimin yapışması 4 saat kadar sürdü. Sonra
oturduk, irdeledik. “İyi hazırlanmışsın, git yat rahatla sınava girebi-
lirsin” dedi ve evine gitti.
Bir gün sonra sınava girdim, gelen soru ağabeyimin sorduğu re-
düktörün biraz değişiğiydi. Soruyu alınca rahatladım ve heyecan-
lanmadan hesapları ve çizimi yapıp kağıdımı verdim.
Sonucunda tahsil hayatımın en yüksek notlarından birini aldım.
***
Ağabeyimin bir zamanlar ders verdiği özel bir yüksek okulda
öğrencilerden biri derslere gelmiyor, geldiğinde de dersin akışına
ters davranışlarda bulunuyormuş. Sınav gününü bekleyip öğren-
ciye haddini bildirmeye karar vermiş. Sabırla sınav gününü bekle-
miş. Sınav günü öğrenci odaya bir kartvizitle gelmiş. Kart’ın imza Bu kartvizit hatırına verilen eğitimle öğrenci 1,5 ay sonra sınıfı geç-
sahibi memleketimizden rahmetli babamızın hem 1926’dan önce miş.
Arap harfleri hocası hem de yeni harfleri öğreten hocası, komşu-
muz Hüseyin Hoca. ***
İş ortağımın yeğeni Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’ni
Öğrencinin yakını olduğunu yazıyor. kazanmıştı. Yeğeniyle ilk karşılaşmalarında benim ağabeyimle
olan ilişkimden bahsetmeden, “Okulda durum nasıl, dersler nasıl?”
Ağabeyimin kıramayacağı tek kişi. Kartı görünce kendi uslubuyla diye sormuş. Yeğeni de okulda ısı tekniği dersine gelen (lakabıyla)
bağırmış, çağırmış. Sinirini boşalttıktan sonra, “Bu karta ulaşaca- bir Doğan Hoca varmış, ilk iki saatte annenizin çamaşırı nasıl kuru-
ğın zamanda ders çalışsaydın geçer not alabilirdin, ama ısı tekni- yor diye vakit geçiriyormuş demiş. İki ortak gülüştük.
ğini öğrenmeden sınıfı geçemezsin” demiş. Çözüm olarak akşam
derslerine kendisinin yarım saat önce geleceğini söylemiş, öğren- Ben, “Isı ve proses tekniğinin tüm prensipleri çamaşırın kuruma-
cinin de gelmesini istemiş. Her gün bir konu anlatacağını, sınıfta sında yatıyor” dedim.
diğerlerine vereceği dersten sonrada yarım saat kendisini soru
soracağını söylemiş. Başarılı olursa bir gün sonra yeni bir konuyu Ağabeyim öğrencileri olaylara mühendisçe baktırıyordu…
çalışacaklarını, bütün konularda başarılı olursa sınıfı geçeceğini
söylemiş. Öğrenci mecburen kabul etmiş. Doğu Özgür
E-DERGİ • SAYI 7 23

